16 Haziran 2012 Cumartesi

Başlık


Gelmeyin üzerime kelimeler,
her bir cümlede kayboluyorum
noktalı virgülden sonrası gelmiyor
parantez içinde kalıyor hayallerim,
iki nokta misali üst üste ellerim,
başımı paragraf başlarına çeviriyorum
satır sonlarından düşer gibi oluyorum
üç noktadan sonrası gelmeyince
her kalem tutuşumun sonunda
adını tırnak içine alıyorum en güzel harflerle...

15 Haziran 2012 Cuma

Beklenilen Haber...

beklenilen bir haber gibisin
sabretmenin ne demek olduğunu
sabrederek öğreten...
beklenilen bir haber gibisin
ne olduğu bilinmeyen
ama yinede beklenilen
göz görmesede gönülde sevilen...
beklenilen bir haber gibisin
iyi ya da kötü farketmeksizin
dağların ufku gözlenilen
zihinde silinmez bir yazısın...
ey beklenilen haber...

14 Haziran 2012 Perşembe

Yakın bir Uzak

uzak iklimlerin yüreğime doğan güneşi
karanlık düşlerimde koştuğum aydınlık,
seni sevme hükmünü giydirdi bana aşk...
tedirgin aynaların cesur gözleri kadar
korkuyorum aslında,
şehrin yaslı kaldırımlarında yürüyenler
nerden bilecekler son ayrılık şarkısını.
gökyüzü ağlayınca
ne güzel kokuyor toprak..
bilki sen varsın... koştuğum aydınlıkta.
ölümün adı aşk konulunca anlam kazanıyor...

Annem'e küçük bir tuhfe

affet beni anne çocuk olamadım
ellerine bir karanfil bulamadım.
yüreğime ağır geldi küskünlüğün
mutluluğun en büyük payını
bize verirdin hep.
ilk "anne" deyişimi hatırlamam
ama her "anne" deyişimde
en güzel rüyalarımı hatırlarım
ah birde gözyaşları olmasa.
her rüzgarda kokunu alıyorum
yağmurlar bir haber olsun
benden sana,
geceleri sayamadım korkumdan,
tut ellerimden öp beni rüyamda...

13 Haziran 2012 Çarşamba

Oysa ki

özlemek, sevmekti
sevmek,kalbi duvarla çevirmekti
kalpler fethedebilmekti
her fetihte can vermekti
asırlar öncesine gitmekti
sevmenin adı buydu
özlemek,ne zordu oysa ki...
sevmek,ayrılık fiilini lugatten kovmaktı
kavuşmak fiilini ön sıraya almak için
alfabeye rest çekmekti..
özlemek,ne zordu oysa ki..

12 Haziran 2012 Salı

Esinti

zemheri vakitlerin ısındıran sesi
sen sustukça ayrılır zaman,
bir baharı bekleyecek kadar vaktim yok
kelebeğin ömrü kadar artık hayatım.
dar ve suskun sokakların gözlerinde büyüyorum
ölü bir vaktin aynasına bakıyorum
ne zaman diye soramam artık.
ağaçlar hazırlansın sonbahara
bırak döksün yapraklarını kuşlar ağlarken
bensiz bir zamanda tekrar yeşerir nasılsa...

10 Haziran 2012 Pazar

İhtimaller

Ellerim!
Gül kokusundan mahrum yürekler gibi,
Çekilir kıyılara mağlup bir gemi edasıyla
Sonra başlar heyulası gözlerimin,
Saçılır dört bir yana
Sonbahar rüzgarıyla umutlarım!


Nasılsın?
diye bir sor bana laf arasında
Titremeli olsun sesim...


Cevap veremeyişim iyi olmadığımdan değildir
İyiliğin infazına tanıklık etmekteyim
Kör bir bıçakla kestiler boynunu,
Cahiller sürüsü.


Sen geliyorsun aklıma ihtimaller dahilinde,
Ürkekliğim ve ölüm kokan yalnızlığım.
Sert bir rüzgar esiyor derin karanlıklara
Bir söz değiyor yüreğime,
İnfazdan geriye kalan
İçerisinde bir damla kan ihtiva eden
Ayaklarımın üstünde,
Güneşi bekliyorum hiç doğmayacağı yerde.

İsmail Özdemir

7 Haziran 2012 Perşembe

Gece Konuşması


Görme hissi uyandı gözlerimde

Metruk bir gölgenin efendisidir

Sesini sesime değdiren,

Sükûn bir zamandı şimdi

En muhayyel arzuların içerisinde gezerken,

Cebelleşir yüreğim bin türlü kelimeyle.

Susarım!

Susmak öğretilmiştir bize bağıra bağıra,

Vururlar kalbimin yamaçlarına en sert dalgalarla

Belirsiz olan nedir benliğimde?

Canımızı almaktan gayrı,

Ölüm, ne yapabilir bize?

Asırlar evvelinden bir taş atılınca umarsız

Kanı akan bir vücudun söylediği sözdür

Beni peşinden sürükleyen…

Ve bilirim ki o vücudun sözleri

İnandırmıştır beni

Çileli bir hayatın güzel bir ölüm sunduğunu…

İsmail Özdemir